Dut ye bal yeeeeee. Mecidiyeköy dutu. Kara dut

Dut ye bal yeeeeee

Babam rahmetli emekli olduktan az bir zaman sonra ağır bir hastalığa yakalanıp 80 li yıllarda da vefat etti. Hastalığının son aylarında artık konuşmaya dahi dermanı yoktu. Birgün zorla ve  kısık sesle canının dut istediğini söyledi. Babam sağlına kavuşuyor! heyacanı ile ve mevsimin de zamanı olduğundan evden çıkıp akşama kadar aradım ama nafile.

İşte daha o yıllarda şehirleşme adına, rant sağlamak amacıyla doğanın katliamı başlamıştı. Ortadan kalkan ürünler nerelerde doğa katliamı yapıldığını simgeler oldu. Çengelköy badem, Beykoz kalkan, Beykoz ceviz, Beykoz paça, Bayrampaşa marul..

Mcidiyeköy Dut

60 lı yılların az öncesi ve sonrası bahar gelince, ailece, kışın kurtların indiği Mecidiyeköy’e dut yemeye, piknik yapmaya giderdik. Yüzlerce, belki de binlerce dut ağacından oluşan ve sık sık çocukların kaybolduğu  bu kocaman ormanda  gölgesi ve yeri uygun bir ağaç seçilerek altında piknik yapardık. Canınız ne zaman isterse dutçuları çağırır, ağacı silkemelerini istersiniz. Akşam piknik bittiğnde vereceğiniz ücret sabittir. Yani ağacı kaç kere silkelettiğiniz veya ne kadar yediğiniz hiç önemli değildir. Zamana göre ya madeni 1 lira ya da madeni 2,5 lira.

O yıllarda İstanbul’da yaşayıp da Mecidiyeköy’e gidemeyenler için başka bir seçenek daha vardı. Gün içinde sokağınızdan seyyar dut satıcıları geçerdi. “Dut ye bal yeee. Meciyeköy dutu bunlar” diye bağırak ve ellerinde iki kişi tarafından taşınan 4 kollu, 4 ayaklı tahta tablalarla. Tablanın içi ya beyaz, ya da bir tarafta siyah, diğer tarafta beyaz dut doludur. Tablanın üzeri güneşten korumak için ıslak bir bezle kapatılır, sadece az bir kısmı mostralık olarak açık tutulurdu.

Nerede o zaman ki tatlar. Neleri özlemiyoruz ki? Neleri unutmuyoruz ki?

Dut

COPYRiGHT © 2017 FOTOSELLİ BLOG - Aktif Ziyaretçi 2 | Bugün 24 | Dün 176 | Bu Hafta 259 | Bu Ay 1684 | Bu Yıl 65867 | Toplam 214573