İyi, Kötü ve Papa!

Dün gece “Tarihin Arka Odası” programında Birleşmiş Milletler belgelerine göre 20. yüzyılın ilk soykırımının Herero ve Nama soykırımı olduğunu ve Almanlar tarafından Namibya’da gerçekleştirildiğini örendim. Yani Papa belgelere dayanmadan konuşturulmuştu!

İyi, Kötü ve Papa!

Programın konusu Ermeni soykırımı baskısının nerelere gidebileceği ve nasıl bir savunma yolu izlememiz gerektiği idi. Ortak görüş bu konuda birçok yanlış yapıldığı ve geç kalındığı idi. Bu  andan itibaren yapılacak en iyi savunmanın “vız gelir tırıs gider” politikası güderek hiç bir karara kulak asmamaktı. Çünkü aleyhimize alınan bu kararları tartışma girdabına girmek daha büyük ve tehlikeli dalgalar getirecekti.

Sakın buradan biz soykırımın ikincisini yaptık savunmasını yapacağımı düşünmeyin. Bizde olan vatanımızın güvenliği konusunda gerçekleşen tedbirlerdir. Bugüne kadar bu konuda bilimsel bir politika izlemediğimizden karşımızda belgelere dayanmayan bir tarih ve şişirilmiş rakamlar oluşturulmuş. Oysa tehcir nasıl yapılır ve günümüzde bu sorumluluklardan nasıl kaçılır? Bu konularda Dünya mühendisi Alman’ların eline biz su dökemeyiz.

Evet, BM belgelerine göre 20. yüzyılın ilk ve gerçek soykırımı 1904-1908 Alman general Lothar von Trotha tarafından o zamanki adı Alman Güneybatı Afrika’sında yani bugünkü Nabibya’da gerçekleştirilmiş. Bu planlı katliamlar  Herero nüfusunun yüzde 80’i ile Nama nüfusunun yüzde 50’sinin yok olmasına sebep olmuş.

1884 yılında, Hererolar ve Namaların yaşadığı topraklarda kurulan Alman Kolonisi’nin kurduğu kölelik düzenine karşı zaman zaman isyanlar oluyordu. Koloni hukukuna göre, yedi siyah bir Alman ediyordu. Bir demiryolu inşaatı sırasında Herero’ların topraklarına el konulunca siyahlar ayaklanıp 160 Alman askerini öldürürler.

Bunun üzerine Almanya Mayıs 1904’te General Lothar von Trotha ve 14.000 kişilik bir orduyu bölgeye gönderir. Yapılan plan gereğince ve içeriği bir mektupla da kendilerine bildirilen Herero’lar üç taraftan kuşatılarak Kalahari Çölü’ne kaçmaları sağlanacaktı. Çöle gelenler Alman askerler tarafından öldürülür ve kurtulanlar ise çölde buharlaşırlar! BM’ye göre, ayaklanmadan önce nüfusu yaklaşık 80 bin olan Hererolar, 1911 nüfus sayımında 15 bin olarak görülüyor.

Namibya 1990 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra bu soykırımı yapan Almanya’ya katliamın belgesi olan Alman komutanın mektubu ile başvurarak özür dilemelerini isterler fakat Almanya bu olayı ne kabul etmekte ve ne de özür dilemektedir. Oysa Almanya’nın soykırım nedeniyle Yahudilere özür dışında verdiği tazminatın tutarı 2013 rakamlarıyla 72 milyar Euro olarak belirtilmekte ve günümüzde de üstelik yeni davalarla da devam etmektedir. Konu Yahudi olunca arkasında olan sözde insan hakları savunucularının, Namibyalıları insan olarak görmemelerinden yola çıkarak Ermeni iddialarında da ne kadar dürüst olduklarını anlamak hiç de zor değil.

Amerika’daki Kızılderili katliamlarına ait müzeyi Amerikalıların tüm itirazlarına rağmen üzerinde güneş batmayan imparatorluk İngiltere’nin yönetmesi ne kadar düşündürücü ise, düzmece Ermeni iddialarının peşine düşen geçmişleri pisliklerle dolu müstemlekecilerin iddiaları da o kadar gerçektir!

Alttaki videoda Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Sayın Timsal Karabekir, babasının doğu cephesinden gönderdiği bir mektubun içeriğini açıklıyor. Sonradan Ermeni olanlara ithaf olunur.

COPYRiGHT © 2017 FOTOSELLİ BLOG - Aktif Ziyaretçi 1 | Bugün 93 | Dün 176 | Bu Hafta 328 | Bu Ay 1753 | Bu Yıl 65936 | Toplam 214642