Osmanlıca inatlaşmaları yılanı deliğinden çıkarmaz!

Osmanlıca öğretimi konusu son zamanların yeni inatlaşma konusu olmaya devam ediyor. Yeni bir dil öğrenmeden önce bu konuda yapılan konuşmaların dili hakkında hoş olmayan algılarım olduğunu söylemek isterim. İnatlaşmalar, tehditkâr vurgulamalar, hakaretler ve daha niceleri. Bildiğimizi sandığımız Türkçemizi bu şekilde kullanarak yeni bir dil öğrenmeye hazır olduğumuzu söylemek çok zor. Önce sahip olduğumuz güzel Türkçemize onu güzel konuşarak ve vurgulayarak korumak gerekiyor. Unutmayalım ki tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Osmanlıca

Ülkemizde eğitim kalitesi her geçen gün kötüye gitmektedir. Üstelik bu kalitesiz eğitime her yıl yapılan iyi çalışılmamış yamalar da sistemi gitgide kötüleştirmektedir. Örneğin okula başlama yaşı olarak yaşanan 5 yaş inatlaşması. Aynı bugün Osmanlıca inatlaşmasının yaşandığı şekilde yaşandı ve 5 yaş inadı çeşitli tahribatlara yol açarak yok olup gitti. Başta bu inadı gösterenler başarısız olunca ortaya çıkıp başarısız olduklarını söyleme cesaretini gösterdiler mi? Olan 5 yaşındaki çocuklara ve onların velilerine oldu. Bundan sorumlu olanlar ortada yok.

Eğitimin kalitesizliğinden bahsederek iyi etüt edilmeden yapılacak yeni yamaların sistemi daha da kötüleştireceğini düşünüyorum. Önce yapılması gereken, var olan sistemin sorunlarının çözülerek kalitesinin artırılmasıdır. Kalitesiz eğitimin sonuçlarını görmek için konunun uzmanı olmaya gerek yok. Çevrenizdeki öğrencilerden bu sonuca varabilirsiniz. Örneğin liseye giden veya bitirmiş bir öğrenciye, bölünen veya böleninde sıfır ve virgül olan iki sayı vererek bölmelerini isteyin. Sonuca çok şaşıracak ve üzüleceksiniz. Sorgulamaları coğrafya, tarih, fizik ve yabancı dil konularında da basit sorularla yapabilirsiniz. Sonuç değişmeyecektir.

Örneğin İngilizce, üniversitelerde bizim zamanımızda birinci sınıfta yarım dönem okutulurdu. Yani vizeyi verirseniz İngilizce öğrenmekten 3 buçuk sene boyunca kurtulursunuz! Üstelik elektrik mühendisliği bölümünde! Üniversitelerde dahi ancak bu kadar önem verilen yabancı dil eğitiminin orta öğretimdeki hazin durumunu öğretmenler, veliler ve öğrenciler gayet iyi bilmektedirler. Bu sistemin içinde bir şekilde çok başarılı olan az sayıda öğrencinin çıkması bu gerçekleri değiştirmez. Olağanüstü kişisel yeteneklere, maddi manevi imkanlara fazlasıyla sahip bu öğrencilerin durumu genelden beklenemez. Zaten bu tür çok başarılı öğrencilerin çoğunluğu sonunda yurt dışında yaşamayı seçmektedirler.

Şimdi gelelim Osmanlıca konusuna. Osmanlıca benim için “Tarihin Arka Odası” ve Murat BARDAKÇI sayesinde tarih konusuna olan ilgimin artması ile ilgimi çeker oldu. Öğrenmek için birkaç denemem oldu fakat fırsat bulup devam ettiremedim. Ama hala çok sıcak bakıyorum. Bu benim için çok özel bir istek hatta hobi gibi düşünebilirsiniz. Yani öğrenmek için her konuda olduğu gibi önce özel bir istek duyacaksınız.

Önce Osmanlıca nedir ne değildir bir anlayalım. Osmanlıca, Osmanlı’nın konuştuğu Türkçe ve onun Arap harfleri ile yazıya dökülmüş halidir. Yani Orta Asya’dan başlayan yıllara yayılan göç sırasında konuşulan Türkçe diline eklenen Farsça ve Arapça kelimelerden oluşan Türkçe, Arap harfleri kullanılarak yazılmıştır. Bundan dolayı yazımda ve ifadede çeşitli sorunlar çıkmış ve bu sorunlar organize olmayan kişisel çabalar ve kabullerle anlaşılır hale getirilmeye çalışılmıştır. Örneğin Namık Kemal dahi fermanları okuyup anlayamamaktan şikayet ederken, Atatürk, Arapça tuttuğu notlarda anlam karışıklığını kaldırmak için kendine özel noktalamalar kullanmıştır. Bu tür bir soruna ben TV deki bir programda canlı olarak daha yeni şahit oldum. Osmanlıca ve eğitimi konusunda çalışan bir doçentin program sırasında Osmanlıca, yani eski Türkçe olarak “Beşiktaş” yazamayışı çok manidardı.

Özetlersek Osmanlıca veya bence daha doğru olarak eski Türkçe karmaşık kuralları olan, tam anlamı ile bilenlerin çok az olduğu, öğretilmesi ve öğrenilmesi çok zor olan bir konuşma dili. Fakat bir gerçek daha var ki, Osmanlıca kullanılarak yazılmış büyük ve sahipsiz bir Osmanlı tarihi arşivimiz var. Bu arşiv Osmanlıca bilenler tarafından gün ışığına çıkarılacaktır.

Sonuç olarak bence çözüm Osmanlıcanın okullara seçmeli ders olarak konulması değildir. Hangi dersle seçmeli olacak ki? Uygurca ile mi? Yeni sorunlar açmadan seçmeli seçeneğini rafa kaldırmak lazım. Benim düşündüğüm çözüm bir veya birkaç dönem düşük seviyede Osmanlıca eğitimidir. Yani öğretmen sorunu yaşamadan ve öğrenciyi sıkmadan, sadece özel ilgi duyurabilecek seviyede bir eğitimle elde edilecek sonuçlar çok daha iyi olacaktır. Bu düşük seviyeli eğitim sırasında konuya özel ilgi gösteren öğrenciler çok daha başarılı olacaklar ve devlet eğer bu ise ki, amacına ulaşmış olacaktır.

Bu arada bir “Adınızı Osmanlıca yazın” furyası tuttu gidiyor. Bu modaya altta biz de uyalım ve ilave edelim. Sadece adınızı değil istediğiniz metni yapıştırıp Osmanlıcaya çevirebilirsiniz. Çevirinin tamamını görmek için fareyi yazı üzerinde tıklı tutarak aşağıya doğru çekiniz.

Osmanlıca

COPYRiGHT © 2017 FOTOSELLİ BLOG - Aktif Ziyaretçi 3 | Bugün 125 | Dün 208 | Bu Hafta 125 | Bu Ay 1550 | Bu Yıl 65733 | Toplam 214439