Zerafet-ü kabahat çorbası. Nam-ı diğer ..

Siz hiç “Zerafet-ü kabahat çorbası” içtiniz mi?. Büyük ihtimalle evet. Eğer işkembe çorbası seviyorsanız sirkeli veya sirkesiz farketmez zerafet-ü kabahat çorbasını içmiş oluyorsunuz. Yani eskilerin kaba lisanla “B.. çorbası” diye adlandırdığı işkembe çorbası Osmanlı zamanında “Zerafet-ü kabahat çorbası” olarak anılırmış.

Zerafete bakar mısınız? Kabahattan! dahi bir zerafet çıkarmışlar. “Osmanlı olmak” kolay iş olmasa gerek!

Evliya Çelebi’nin abartıları, uydurduğu kelimeler ve efsanelere düşkünlüğünün, dev boyuttaki Seyahatnâme’yi okumayı daha da keyifli hale getirdiği malum. Kelle paça, “taam-ı atik”tir; mişkembe, “zerafet ü kabahat çorbası”dır, meyhaneler dibine  “kibrit suyu” dökülecek “fıskhane, rüsvahane”dir. Bugün modernleşen ve tektipleşen toplumlar için ortak alışkanlıklar, seyyahın hayretinden payını alır; “kefere demir çatal ucuyla elli dirhem ta’am yer” mesela. Segâh makamında anıran eşekler, âdem kellesi kadar narlar metnin içinde dolaşır.

Seyahatnâme’yi gastronomi açısından incelemek, bugünkü mutfak terimlerinin 17. yüzyıl Osmanlı Türkçesindeki karşılıklarını görmenin yanında, Evliya Çelebi’nin sevimli yakıştırmalarıyla da renkleniyor: “Çinici dükkânındaki porselenler,
deprem, fare kovalayan bir kedi ya da bir çocuğun attığı taş yüzünden gümbürtüyle kırılınca sahibi ‘ey vay!’ diye feryat ettiğinden çinicilere eyvaycı derlermiş.”

Bu hoş bilgiyi dün geceki “Tarihin Arka Odası” programından edindim. Daha nice bilgiye evra-ı metrukeli olarak Sn. Murat Bardakçı’nın bu programından ulaşabilirsiniz.

Umarım “Evrak-ı metruke” yi doğru kullanmışım dır. 😀

Zerafet-ü kabahat çorbası

COPYRiGHT © 2017 FOTOSELLİ BLOG - Aktif Ziyaretçi 1 | Bugün 93 | Dün 176 | Bu Hafta 328 | Bu Ay 1753 | Bu Yıl 65936 | Toplam 214642